Antik Kentler Turu / İzmir – Sığacık (Teos)

Geçen hafta sonu biraz yorulduğumuz için bu hafta öyle uzaklara gitmeme kararı aldık. Nereye gidelim? Hem bisiklet, hem kamp hem de antik kent barındıran bir faaliyet olsun. Ha bir de yakın olsun :) İzmir çevresinde bu şartlara uyan en mantıklı yerlerden biri Sığacık/Seferihisar’da bulunan Teos antik kentiydi.

İzmir – Sığacık/Seferihisar = Teos

17-18 Mart 2012

İlker ve Sema ile saat 10:00 gibi buluşup yola çıkıyoruz. Haftasonu olması nedeniyle biraz trafik var. Güzelbahçe- Seferihisar kavşağına kadar dar yol, akıcı trafikte ilerliyoruz.

Seferihisar yolu daha geniş, araç hızları daha yüksek ve asfalt kalitesi daha pürüzlü.

Diğer turlara nazaran hem ortalama hızımız daha yüksek hem de daha az mola verdiğimiz için Seferihisar’a iyi bir sürede varıyoruz. Zaten yol üzerinde durup, görülebilecek pek bir ayrıntı bulunmuyor.

 Sığacık ‘a varıyoruz. Biraz etrafı dolanıyoruz etraf sakin.

Yarın, yani pazar günleri Sığacık’ın en kalabalık olduğu günler oluyor. Sokaklara tezgahlar açılıyor, pazar kuruluyor ve envai çeşit sebze, meyve, ev yemekleri tatma, satın alma fırsatı bulunabiliyor. Ama bu imkanlar için yarını beklememiz gerek. Biz de kısa bir şehir turu atıp, surların üzerinde çayımızı yudumladıktan sonra asıl geziyi yarına bırakarak Teos’a doğru hareket ediyoruz.

Hava sıcaklığı 17 derece. Böylesine güzel günlerde evde oturmak ne büyük kayıp olur.

Sığcık – Teos arasındaki ana yol 3.5 km kadar. Yol üzerinde kısa fakat dik bir yokuş var. Fakat biz yolu yarı yarıya kısaltan, rampası yok denecek kadar az eğimli olan toprak bir ara yol bulduk. Haritada bu bölümler işaretli. İlk işimiz güzel bir kamp yeri aramak oldu. Antk kentin hemen arkasındaki yola giriyoruz.  Güzel bir zeytin bahçesine giriyoruz ve yol bitiyor. Fakat zemin bisiklet sürmek için yeterince elverişli. Çimen ve taşların arasında yol alarak tiyatroya kadar varıyoruz.

 

 Tiyatro’nun çevresinden başlayarak etrafı inceliyoruz.

İlker çevrede bol miktarda bulunan kekikleri görünce çok seviniyor. Akşam kekik çayı içeceğiz.

Tiyatronun hemen arkasındaki düzlükte uygun bir yere kamp atma kararı alıyoruz.

Ben çadır kurmadan önce biraz daha dolaşıp daha güzel bir kamp alanı olup olmadığını görmek için küçük bir keşfe çıkıyorum.

 Keşfim esnasında akropolü buluyorum.

Aslında buranın manzarası daha güzel fakat etrafı çok açık. Her yerden rahatlıkla görülebileceğinden daha önceden kararlaştırdığımız kamp yerinde kalmanın akıllıca olduğunu anlıyorum.

Çadırlarımızı kuruyoruz.

 İlker yol boyunca kafasında projelendirdiği topraktan ocağın inşasına geçiyor.

1.5 L pet şişe kalıbı oluşturuyor. Dış katman için pet şişenin etrafı çamur ile kaplanıp, çamurun kuruması için etrafında küçük bir ateş yakılıyor. Fakat gel gelelim çamur kurudukça çatlayıp yıkılıyor. Başarısız bir projeydi ama İlker ocakla uğraşırken iyi eğlendi :)

Hava kararana kadar kamp alanında vakit geçiriyoruz.

Güneş batarken hava soğuyor ve ben üşümeye başlıyorum. Uyku tulumumu çıkartıp içine giriyorum. İlker, hüsranla sonuçlanan toprak ocak projesinden arta kalan enkaz ve közü alevlendirerek küçük bir kamp ateşine çevirip eğlencesine devam ediyor. Sema’nın kitap keyfini benim benzin ocağının gürültüsü bozuyor :) O da kitap okumayı bırakıp makarna pişirmeme yardım ediyor.

Normal şartlarda bu akşam İlker’den yine soslu bulgur pilavı yiyecektik. Fakat İlker’in hevesine Sema limon sıkıp makarna pişirmeyi teklif etmişti. İlker’in bulgur için hazırladığı sosun bir kısmını makarnada kullanıyoruz. Garibim İlker ise tüm gece bulgur pilavı yeme teklifi sundu durdu bize :) Neyse bir sonraki kampta söz bulgur pilavı yiyeceğiz :)

Yemekler yendi, karınlar doydu. Kamp ateşi başında kekik çaylarımızı, kahvelerimizi yudumluyoruz.

 Kampımıza iştirak eden bir kedicik. Beslemeyi ihmal etmiyoruz.

Gece tripodu kurup bir kaç amatör çalışma yapıyorum. Odaklama konusunda ciddi sıkıntı çektim.

Rüzgarsız fakat soğuk bir gün. Soğuk olduğunu ancak ateş başından kalkıp bir şeyler almak için çadırlara gittiğimizde anlıyoruz.

Gece bir telefon geliyor. Gecikmeli olarak da olsa Yılmaz abi ve Burcu araba ile Teos’a gelmişler. Kamp kurduğumuz yeri bulmalarının imkanı yok. Normal şartlarda bu karanlıkta bizimde onları bulabilme ihtimalimiz çok düşük. Bulsak bile tekrardan kamp alanına nasıl dönülür bilmiyoruz :) Cep telefonunun gps alıcısı ve programlar çok işe yarıyor. Zifiri karanlıkta kafa lambalarımızla ve cep telefonunun gps’i sayesinde Yılmaz ‘ları elimizle koymuş gibi buluyoruz. Geri dönüşte ise gelirken açtığım iz kaydını kullanıyorum.

Yılmaz’lar da çadırını kurunca muhabbete kaldığımız yerden devam ediyoruz. Güzel bir gece geçiriyoruz. Ben 24:00 gibi çadıra gittiğimi hatırlıyorum. Onlar ise 1:30’da uyumuşlar. Normal şartlarda bir kampta benim bu kadar uzun süre ayakta durduğum görülmüş şey değildir.

Bu arada gece hava sıcaklığı -0.5 dereceydi.

Sabah saat 6:00 gibi  bir çeşit hayvan sesi ile uyanıyorum. Ses o kadar güçlü ki beni derin uykumdan uyandırmaya yetiyor. Domuz mu yoksa köpek mi karar veremiyorum. Sabah kahvaltıda sorduğumda Yılmaz’da sesleri duymuş o da pek emin değil. Sesler kesilince kafamı çadırdan dışarı çıkartıyorum. Amanın kırağı düşmüş. Etraf beyaza bürünmüş. Güzel bir görüntü hemen fotoğraflıyorum

Fotoğrafları çektikten sonra uyumaya devam ediyorum.

9:00’a kadar uyumaya devam ediyorum. Daha sonra çıkan güneş çadırın içini hamama çeviriyor. Hemen kendimi dışarı atıyorum.

 Milleti uyandırma zamanı :) Çadır sallamayı özlemişim :)

 Sempatik çiftler :)

 Görülen yer Dionysos tapınağı.Sığacık ana yolundan gelindiğinde ilk görülen yer orası.

 Kahvaltımızı yapıyoruz.

Kahvaltıda dünden kalan sucuklar, domates, kaşar peyniri, zeytin, dünden kalan poaça, ekmek, envai çeşit sıcak içecek vardı :)

 Hazırlanıp Teos’u gezmek için yola koyuluyoruz.

 Tiyatro

Burasıda kent meclisinin bulunduğu kısım. Meclis bu küçük anfide alırmış kararlarını.

Buranın farklı bir özelliği var. Anfinin yarısı açık yarısı kapalı. Kapalı kısmı tam bir kesit biçiminde. Yani bir tarihi yapının ne kadar toprak altında kaldığı,  toprak katmanlarında nelerin olduğu açık bir şekilde görülebiliyor.

 Antik inek :)

 Antik kedi

 Antik liman

Kıyıdan gelelim dedik bu kanalı boylu boyunca geçmek zorunda kaldık. Çizdiğim haritada bu kısmı iptal ettim.

Antik limanda küçük kazı çalışmaları var. Kazı çalışmalarının çok nadir yapılıyor olsa gerek.

Araç yolundan dönüşe geçtiğimizde yol kenarında ”Sarnıç” levhasını görüyorum. Arkadaşlar devam ediyor ama ben bu levhadan içeri sapıp yapıyı görmek istiyorum.

 Sarnıç

 

 Dionysos tapınağı

 Sanırım tüm kalıntıları gezdik. Artık çadırlarımızı toplayıp Sığacık pazarına geçebiliriz.

Sığacık, bizim geldiğimiz cumartesi günü çok fazla sakinken pazar günü iğne atsak yere düşmeyecek kıvamda.

 Biraz acıktık. ”Gega’nın Yeri” adlı kalabalıktan uzak bir işletmeye giriyoruz.

Özlem cumartesi günü bizlerle beraber Teos’a gelememişti. Bir arkadaşıyla beraber pazar sabahı yola çıkıp Sığacık’a geldiler. Onlarla beraber Sığacık’ta gezdikten sonra geri dönüş yoluna geçiyoruz.

Güzelbahçe civarında mümkün mertebe ara yollardan devam ederek trafikten uzak seyretmeye çalışıyoruz.

Hava kararmadan evlerimize dağılarak turu noktalıyoruz. Etkinliği beraber yaptığımız tüm arkadaşlara teşekkür ederim.

Yol Verileri:

(Günlük) Toplam Mesafe: 42 km

Gezilen antik kent sayısı: 1

GPS Verisi: Gps cihazınıza yükleyeceğiniz dosyayı buradan indirebilirsiniz.

Harita Bilgisi:

 

İlgili yazılar:


Instagram

Gps Destekli Cihazlar İçin Güneş Patlama Durumu