Antik Kentler Turu – İzmir/Smyrna-Agora

1 Nisan 2012

Bu hafta sonu Özlem’in hafif bir soğuk algınlığı geçirmesi sebebiyle 2 günlük kamplı  bir tur yerine biraz evde biraz istirahat edelim dedik. Pazar günü Özlem’in kendini iyi hissetmesi ve havalarında son derece güzel olmasını fırsat bilerek bu güzelim tatil gününü boş geçmeyelim dedik ve ne zamandır gitmeyi düşündüğümüz, İzmir’in orta yerinde bulunan Smyrna antik kentinin ayakta kalan Agora bölümünü ziyaret edelim dedik.

Ben, Özlem ve Özlem’in iş arkadaşı Nilhan ile belediye otobüsüne binip Konak’a geçtik. Konak’tan itibaren 1-1.5 km kadar yürüyerek Agora’ya varıyoruz.

Ne zaman buraya gideceğimizi söylesek arkadaşların uyarısıyla karşılaşıyorduk. O civarın tekin bir yer olmadığından bahsedip duruyorlardı. Bizim de iyiden iyiye gözümüz korktuğundan burayı ziyaret etmeyi erteleyip duruyorduk. Halbuki Agora’ya giden yol ve Agora’nın yakın çevresi gün içerisinde oldukça güvenli. Hatta bisikletlerinizle bile gidebilirsiniz. Sonuçta görevlisi olan, çevresi tel ve duvarlarla çevrili bir yer. Agora’ya girip bisikletinizi görevlinin görebileceği bir demire kilitleyebilirsiniz.

Müze kartlarımızı gösterip içeriye giriyoruz. Şimdiye kadar bahsetmedim ama her müze ya da antik kent girişinde müze kartımı gösterdiğimde hep aynı tepki ile karşılaşıyorum. Müze kartımı çıkardığım Dalyan’da bulunan Kaunos antik kentinde müze kartıma görevli kadın fotoğraf eklemeyi unutmuş. O gün bu gündür her müze ve ya ören yerine girdiğimde müze kartta neden fotoğraf bulunmadığını sorarlar :) Ekimde süresi dolacak ve ben o zaman rahata ereceğim :)

Neyse Agora’nın görevlisi ile de ufak bir tartışma sonunda kendimizi içeri atıyoruz. İçeri girer girmez solumuzda yer alan bilgilendirme levhalarını okumaya başlıyoruz. İlk iki levhayı okuduktan sonra biraz sıkılıp daha üstün kötü geçiyoruz yazıları.

Levhalardan yeni araştırmalar için çok önemli bilgiler ediniyorum. İzmir’in çeşitli yerlerine dağılmış, Symnra antik kentinden kalıntılar var. Su kemerleri, sarnıçlar, gecekondular altında kalmış kocaman bir tiyatro, doğuya açılan ve halen sağlam olan bir köprü v.s. Bunları daha sonra araştırmak üzere kafamın bir kenarına not ediyorum.

Faustina Kapısı

Kent oldukça güzel restore edilmiş. Çok beğendik. Yine girilmesi yasaklanmış bölgeler var. Muhtemelen çökme tehlikesi olan ileride güçlendirilecek yerler…

 Agona’nın üstten görünüşü. İlerideki yapı katlı otopark. Antik dönemlerden kalmadı elbet :p

 Aşağıya iniyoruz.

Agoranın kemerleri oldukça iyi restore edilmiş. Güzel bir mimari örneğini dikkatlice inceliyoruz.

Bu neyin nesidir diye çok tahmin yürüttük ama tam olarak ne olduğunu çözemedik .

Bu kapalı kapının ardında su kanalları bulunuyormuş. Levhada yazana göre bir insanın girebileceği büyüklükteymiş. İçeri girmeyi ne kadar çok isterdim tahmin edebilirsiniz :)

Agora’da bir çok bilgilendirme levhası bulunuyor. Usanmadan okumanızı tavsiye ederim. Benim en çok hoşuma giden ise yazıtların tercüme edilmiş olması. En çok istediğim şeylerden birisidi bu.

 

Agora’nın geçmişten günümüze hala çalışan bir su sistemi var. İşte bu beni büyüledi. Başlangıçta otantik bir görüntü uğruna suni olarak yapıldığını düşünüyordum fakat bu kanallardan akan sular orjinalmiş. Tam kaynağı bilinmiyor.

 Yine kilitli kapılar :/

Çeşme

 Özlem :)

Yukarıdan inip bize şaka yapmaya çalışan örümceği fotoğraflamak için bayağı uğraştım.

 Kentin daimi sahipleri kuşlar, kediler, köpekler :)

Agora içinde üç tur attıktan sonra daha görülecek bir ayrıntı kalmadığına kanaat getirip Agora’nın yan tarafında bulunan düzlükteki buluntuları inceliyoruz.

 Yine bir yazıt ve yanında tercümesi.

Burası yakın geçmişte mezarlık olarak ta kullanılmış. Osmanlı döneminden kalma çeşitli mezarlar ve mezar taşları sergileniyor.

 Gölgede dinlenen Agora köpekleri :)

Agora’dan çıkıp biraz Kemeraltı’nda dolaşıyoruz. Onca kalabalığın, hengamenin içinde eski binalarda bulunan güzel ufak detayları yakalamaya çalışıyoruz.

Hijyenikliğinden son derece şüpheli olduğumuz esnaftan yine de meyve suyu içmeyi ihmal etmiyoruz :)

Kemeraltı’ndaki gezimizi bitirince katlı otoparka gidip Özgür-Gülen çiftinin araçlarına biniyoruz. Katlı otoparktan Agora’nın görüntüsü ve arka planda Kadifekale.

Sonra Kadifekale’ye çıkıyoruz.Daha yeni gün yüzüne çıkartılmış sarnıçlar… Burada depolanan sular, su kemerleri vasıtasıyla tarım arazilerine, Symrna kentine taşınıyormuş.

İzmir manzaralı gecekondudan pörtlemiş oda. Bir çok kişinin evinde böyle manzara yoktur.

Kadifekale’den İzmir manzarası. Kesinlikle çevreye çok hakim bir nokta.

 Aşağıda Agora

Kadifekale’yi dolaştıktan sonra daha yeni açılan Optimum alışveriş merkezi ve içinde bulundurduğu Decathlon spor mağazasını ziyarete gidiyoruz. Eee antik çağlardan kalma alış-veriş merkezini ziyaret ettik şimdi biraz günümüze dönelim di mi? :)

Eve geldiğimde internetten yaptığım araştırmalar ile Kadifekale’nin İzmir’e bakan yamacında Efes tiyatrosunun iki katı büyüklüğünde kocaman bir tiyatronun gecekondular altında kaldığını öğreniyorum. Tek günü dolu dolu geçirdik oldukça verimli bir gündü. Başka bir yazıda görüşmek dileğiyle…


Şunu daha büyük bir haritada görüntüle: Agora-Kadifekale

  • Gülen

    bir an bizden söz etmeyeceksin sanmıştım :)

    • Enes

      Yaa Gülen kusuruma bakma. Ne anlatımda betimleyebildim sizleri ne de adam gibi fotoğraf çekmişim. Bir kaç fotoğrafınız var bende bi ara atayım size.

      Söz veriyorum bir sonraki etkinlikte sizden daha çok bahsedeceğim :)


Instagram

Gps Destekli Cihazlar İçin Güneş Patlama Durumu