Antik Kentler Turu – Selçuk/Efes

Menzilleri uzak yerlere çevirmiştik ilk başlarda. Şu sıralar İzmir çevresine yoğunlaştık. Seferihisar/Sığacık’tan sonra şimdide Selçuk’a 3 km mesafede olan Efes antik kentini ziyaret edeceğiz.

25 Mart 2012

Fotoğraftan da görüldüğü üzere bu hafta çizgimizin biraz dışına çıktık. Bisiklet yerine otomobille gidiyoruz. Normal şartlarda cumartesi ve pazarın dahil olduğu, çadır konaklamalı Klaros, Notion (aynı zamanda kamp alanı)ve Efes antik kentlerinin ziyaret edildiği 2 günlük bir bisiklet turu planlamıştık. Fakat Özlem’in soğuk algınlığı cumartesi günü de geçmeyince planı iptal etmiştik. Pazar günü Özlem’in kendini iyi hissetmesini fırsat bilerek İlker, Sema, Özlem ve ben olmak üzere dört kişi bir acil eylem planı düzenleyerek Efes’e otomobil ile gitmeyi kararlaştırıyoruz.

Selçuk-Efes = Ephesos

Selçuk’a varmamız 1 saat sürüyor.Önce bir kahvehaneye girip çaylarımızı söylüyoruz. Sema ve İlker’de evde hazırlamış oldukları kahvaltılıkları çıkartıyorlar ve çaylarımızı yudumlayarak kahvaltımızı yapıyoruz. Kahvaltının ardından direk Efes antik kentine gidiyoruz.

Antik kentin girişinde Selçuk Belediyesinin geniş bir otoparkı var. Otomobil için  7.5 TL kesiyorlar :/ Bisikletli olsak umurumuzda olmazdı…

Daha gişelerden geçmeden ilk izlenim buranın  turizmle fazlaca haşır neşir olduğuydu. Eskisi kadar rahat hareket edemeyeceğiz. Eh şaşmamak gerek. Antik kent deyince akla ilk gelen isim Efes değil midir? Neyse müze kartlarımız ile ekstra bir ücret ödemeden gişelerden geçiyoruz.

Gişelerden geçtikten sonra ağaçlıklı bir yoldan ilerliyoruz. Hemen solumuzda büyük tiyatro bulunuyor. Oldukça büyük ve etkileyici.

Tiyatro’ya ulaşmak için öncelikle antik kentte bulunan istiflenmiş kalıntıları inceliyoruz.

Burası bir zamanlar limana giden yolmuş. (Arkadiane Yolu) Yolun iki tarafında dükkanlar bulunur ve bu yol geceleri aydınlatılırmış.

Tiyatro cidden büyük. Devasa bir şey. Fakat bildiğimiz harç ile oturma yerleri büyük ölçüde restore edilmiş. Bundan daha iyi korunmuş ve daha orjinal tiyatrolar gezdiğimiz için büyüklüğü haricinde başka bir şeyi etkilemiyor bizi.

  İlerde yandan Celcius Kütüphanesi görünüyor.

Kedinin bir yazıtın üzerine çıkıp poz veriyor gibi yatması etraftaki herkesi çok şaşırtmıştı ve hoşumuza gitmişti. Fakat sonradan farkettimki buradaki kedilerin hepsi yazıtların üzerinde yatıyor :)

Veee Celcius Kütüphanesi. Burası Efes antik kentinin en bilindik ve revaçta olan yeri… Cidden çok görkemli bir yapı. Şuanki  hali büyük ölçüde restore edilmiş. Ama cidden çok iyi restore edilmiş. Bilgilendirme yazılarını okuyuncaya kadar fark etmedim.  Bu güzel yapı adını tarihe geçirmek isteyen bir manyak tarafından yakılmış. Adı aklımda değil araştırıp da koymak istemedim açıkçası aksi taktirde adamın istediğini yapmaya katkıda bulunmuş olurum :)

Ön cephe sütunları arasında yer alan dört kadın heykeli “akıl”, “kader”, “ilim” ve “erdem” ögelerini sembolize ediyormuş. Bugün bu heykellerin orijinalleri Viyana Müzesinde sergilenmekteymiş. İnsan ”orjinalleri neden burada değil”  diye sormadan edemiyor…

 Kütüphane’nin restore edilmeden önceki hali. Çok sağlam iş çıkarmışlar saygı duydum…

Bu kütüphane M.S. 35 yılında Asya Konsülü Julius Celsus Palemaeanus adına oğlu Julius Aquila tarafından yaptırılmış. Julius Celsus Palemaeanus’un mezarı bu kütüphanenin içinde yer almakta. Peki nerde? Cevabı birazdan…

İlker ile Sema’nın yanında Özlem eğilmiş bir delikten bakıyor…

Özlem Julius Celsus Palemaeanus’un lahitini buldu. Fotoğraf makinasının flaşı ile gördüğümüz kadar lahiti fotoğraflıyorum. Umarım bu orjinaldir. Fakat neden kapalı bir yerde ve sergilenmiyor anlamadım.

 

 Fotoğrafları çektiğim delikler :)

Şimdi bu kütüphane içeride oluşacak nemden ötürü kitaplar zarar görmesin diye iki duvar olarak inşa edilmiş. Bu duvarlara olan giriş pek dikkat çekmiyordu ama biz bulup daldık içeri :)

Aralık burda son buluyor fakat yol bir delikle devam ediyor. Yanımda kafa lambam olmadığı için içeri girmeyi gözüm yemedi :)

 Kütüphanenin hemen yan tarafındaki agora kapısı.

Kuretler caddesi. Bu cadde antik kentin büyük bir bölümünü dolanıyor.

Antik kentte bir çok yer kapalı ve ziyaretçi girişi engellenmiş. Bu tip engellemeler canımızı sıkıyor. Tabii yoğun ziyaretçisi olan yerlerde bu tip önlemler almak kaçınılmaz. Bu sebeple bizler pek revaçta olmayan antik kentlerde dolaşmayı daha çok sevdiğimize kanaat getirdik.

Yollar dolanıyor. Bir de Sema beni görünce irkiliyor ben de bu anı kaçırmayıp fotoğraflıyorum.

 Dilinden anlamadığım yazıtlar.

Kentin en çok dikkat çeken yerlerinden bir diğeri de tuvaletleri. Çeşitli hikayeler dinledim, kentin ileri gelenleri önemli meseleleri burada konuşurlarmış, varlıklı kimseler tuvalete gitmeden önce kölesi gelir taşı oturarak ısıtır ve sonra sahibi gelir tuvalet ihtiyacını giderirmiş. Neyse bunlar bişey değilde kentin genel anlamda alt yapı sistemine hayran kaldım. İçinden bir insanın geçebileceği büyüklükte kanalizasyonları var. Haliyle tüm girişleri kapalı yoksa oralara da girecektim :)  Yapı mühendisliğinde ve mimarlıkta oldukça ileri olduklarına kuşkum yok. Böylesine sağlam bir alt yapıları olmasaydı kesinlikle kendi pisliklerinde boğulurlardı…

 Uzaktan Celcius Kütüphanesi.

Kuretler caddesinde devam ediyorum. Yamaç Evleri’ne girmeden devam ediyoruz. Oraya dönüşte uğrayacağız.

Hadrian Tapınağı. Şu anlık sadece giriş kapısı ayakta ve oldukça güzel. Tapınağın içinde bulunan Efes antik kentinin kuruluşunun resmedildiği kayalar Selçuk müzesinde sergilenmekteymiş. Evet bi ara gidip orayı da ziyaret etmek gerek…

 Mozaikler…

 Evet evet yine buldum bir delik :)

 İçerisi böyleydi…

Mozaik yapıdan oluşmış uzuun bir yol. Bize yürümesi yasak ama keyfini antik kentin kedileri sürüyor.

 Antik kentin uyuşuk kedilerinden biri :)

 Kuretler Caddesinde sağlı sollu bulunan yazıtlardan biri.

 

Uzun uzun yürüdüğümüz Kuretler caddesi hakkında bilgi…

Şimdiye kadar gezdiğim antik kentlerde bu kadar iyi korunmuş heykel ve çeşitli yapılar görmedim. Ama Efes antik kentinde bulunan tiyatrolar maalesef diğer yapılar kadar iyi korunamamış…

 Kötü bir restorasyon çalışması daha…

Şehrin alt yapı şebekesinde kullanılan borulardan bir örnek. Dıştan içe doğru şöyle olduğunu tahmin ediyorum. En dıştapişmiş toprak künkten yapılmış parça boru şeklindeki yapı. Bu botunun bir ucu dar bir ucu geniş. Bu şekilde uc uca eklenebiliyor. Bir iç kısmında mermer ya da benzeri bir malzeme olmalı.(Beyaz renk olan) Tahminimce (aslında sallıyorum) bu malzeme sayesinde alt yapıda ilerleyen pis su, bu kaygan malzeme sayesinde takılmadan ilerleyebiliyordu. En içte de kurumuş çamur var…

Üstünde bulunduğumuz yapı su sarnıcı. Bulunduğumuz yer  antik kentin en yüksek noktalarından biri… Böylelikle  yukarıda fotoğrafladığım borular ya da açık kanallar ile tüm kente dağıtılılıyordu.

Ön planda bolca altyapılarda kullanılan borular, arka planda ise kent meclisinin anfi tiyatrosu bulunuyor.

 Kent meclisinin anfi tiyatrosu.

Şimdiye kadar gördüğüm en büyük kent meclisi anfisiydi. Eh kent büyük olunca   orantılı olarak anfi de büyük oluyor.

Dönüşte yamaç evlerine uğruyoruz. İçeri giriş ekstradan ücretlendirilmiş. Kişi başı 15 TL. Sema ile İlker giriyor. Biz de onların tavsiyesi üzerine telefonla girip girmeyeceğimize karar veriyoruz. Sema’ya fotoğraf makinamı verip içeride benim için bol bol fotoğraf çekiyor. Yamaç evleri içinde çekilmiş fotoğraflar Sema Berktaş’a aittir ;)

Sema ve İlker Yamaç Evleri’nden çıkınca tekrar buluşup dönüş yoluna geçiyoruz. Karnımız çok acıktı. Selçuk merkeze gidip birşeyler yiyeceğiz. Agora’yı uzaktan fotoğraflıyorum. O gün bir daha oraya geçmen kısmet olmadı. Başka sefere…

Kente ilk girdiğimizde uzaktan fotoğrafladığımız Arkadiane (Liman) yolunu geziyoruz.

Antik kentten çıkıyoruz. Çok acıktık. Amacımız Selçuk’ta uygun bir yerde karnımızı doyurduktan sonra tekrardan buraya gelip  Yedi Uyurlar denen yeri gezeceğiz.

Antik kentin otoparkından çıkarken bisiklet parkı dikkatimi çekiyor. Yalız parkta bisikletten çok motosiklet var.

Selçuk’a geçip karnımızı doyuruyoruz. Fiyatlar ve hizmet küçük ve turistik kentlerdeki ortalama fiyatlar. Yerin koordinatları yazının en sonunda yer alıyor ;)

Karnımızı doyurduktan sonra tekrardan aynı yere gelip Efes’in arkasını yasladığı tepelerden birinin diğer yüzüne geçip Yedi Uyurlar denen yere geliyoruz. Keşke Selçuk’a geçmeden direk buraya gelseymişiz. Burada yiyecek ihtiyacımızı karşılayabilecek bir çok yöresel işletme varmış. Gözleme – ayran bize yeterdi… Böylelikle zaman da kaybetmemiş olurduk.

 İşletmeleri geçip tepenin yamacına çıkan açık bir patikadan ilerliyoruz.

 Kaya mezarları.

Evet Yedi Uyurlar denen yere geldik. Fakat kapalı ! İçeriyi gezemiyoruz. Kapıdan fotoğraf çekmekle yetiniyoruz.

Manzara güzel, zemin uygun, tok karnına kahve keyfi yapıyoruz. Termosta sıcak su ve 3’ü 1 arada kahve taşımak çok işimize yarıyor.

 Sonra buradan da ayrılıyoruz.

Tekrardan Selçuk’a dönüp İsa Bey Camii’ni geziyoruz. Günün kalan boş vaktinde Selçuk Müzesi’ni gezmeye niyetlikdik fakat orası da kapanmış.

Bu heykelcikler elbette camide çekilmedi :) Caminin yanında bulunan dükkanlarda bulunuyor.

Daha gezilmesi gereken St. Jean kilisesi, Artemis tapınağı, Selçuk Müzesi, Meryem Ana kilisesi, Keçi Kalesi Şirince var fakat hem iyice yorulduk hem de çok fazla zamanımız kalmadı. Yola çıkıp İzmir’e geri dönüyoruz.

Gel gelelim gün sonu bilgilerine:

  • Efes antik kentinde 3.5 saat zaman geçirmişiz. En azından 1 saatlik daha işi vardı oranın :)
  • Antik kente girerken mutlaka yanınızda bir miktar para bulundurun. Yamaç evlerine girmek isterseniz (15TL) araca geri dönmeniz gerekebilir. Ha kredi kartı da geçerli :)
  • Yanınızda atıştırmalık bir şeyler ve su bulundurun.
  • Acıkırsanız Selçuk’a dönmenize gerek yok. Antik kentin girişinde zibille işletme var. Pahallı olduklarından biz bulaşmadan geçtik. Yakında bulunan Yedi Uyurlar denen yerde gözleme-ayran ile karnınızı doyurabilirsiniz.
  • Vakti iyi ayarlamak gerek. Müzeyi ziyaret etmeden yapılan bir antik kent turu yarım kalır. Sanırım 5:00-5:30 gibi müze kapanıyor. Yazın mesai saatleri uzayabilir. Sitesinden bakabilirsiniz.
  • Selçuk’tan maksimum 10 km çapındaki bir alanda kamp atmaya uygun bir yer illaki vardır. Kamp tecrübesi olan ve güvenlik v.s. ayrıntılarını aramayanlar  kamp yapmak için yer aramakta çok sıkıntı çekmeyeceklerdir. Selçuk’ta bol miktarda pansiyon, otel bulunmakta. Konaklama konusunda sıkıntı yaşanılacak bir yer değil.
  • Selçuk ve çevresindeki tarihi yapıları bir günde gezmek imkansız. Yapılsa da çok yüzeysel kalır. En azından buraya 2-3 günü ayırmak gerek.
  • Bir daha geleceğim Selçuk ! :)

GPS Verisi: Gps cihazınıza yükleyeceğiniz dosyayı buradan indirebilirsiniz.

Harita Bilgisi:

İlgili yazılar:



Instagram

Gps Destekli Cihazlar İçin Güneş Patlama Durumu