Bisiklet Turları ve Köpekler

Şehir hayatından kurtulup kendini doğaya atmak isteyenlerin en büyük korkularındandır hayvanlar… Hadi ayısı, kurdu, yaban domuzu, yılanı çok ıssız yerlere gitmedikçe görmeniz pek mümkün değildir. Fakat köpek ile her yerde karşılaşmanız çok muhtemel. Hele bir de köpeklerin bisiklet ve motosikletlere karşı bir ilgi alakası vardır ki çoğu bisikletçinin şimdiden bana hak verir şekilde gülümsediğini görür gibiyim. Bir çok insan sırf bu köpek korkusu yüzünden dağa taşa çıkamaz, gezebileceği yerleri büyük oranda kısıtlar. En fazla, kendini güvende hissedebileceği grup turları ile doğada gezmeyi yeğler. Garip gelebilir fakat insanların otomobil ile gezme  inatlarına neden olacak ufak bir faktör olarak da görebiliriz bu durumu. İnsan, kendini hayvanlara karşı araç içinde daha güvende hissettiği bir gerçektir.

Neyse konuyu daha fazla uzatmadan özellikle bisikletçi arkadaşların köpeklere karşı nasıl davranmaları gerektiğini, köpeklerden neden korkulmaması gerektiğini anlatmaya çalışacağım…

Hani her televizyon programında derler ya ‘’ köpek insanın en büyük dostudur’’. Evet doğru bir söz. Fakat köpek sahibine dosttur ve ilk görevi sahibini ve mülkünü korumak , ona itaat etmektir. Öncelikle köpekleri de kişilik sahibi canlılar olarak görmeliyiz. Onlarında çeşitli temel huyları ve mantıkları var. Eğer bu mantıkları doğru kavrar, köpeğin ne yapmaya çalıştığını anlar ve ona göre hareket edersek kolay kolay köpekler ile sorun yaşamayız. Mutlaka istisnalar olacak, kaçınılmaz tatsızlıklar yaşanacaktır fakat bunları minimize etmek elimizde.

Bir köpek gibi düşünelim. İnsanoğlu ile aramızda yazılı olmayan bir antlaşma var. Biz onun değerlerini (canı, ailesi, evi, hayvanları, bahçesi v.s.) koruyalım, o da bizi beslesin beraber yaşayalım gidelim. Tabii bu özelliklerin baskınlığı köpeğin cinsine, türüne göre değişkenlik gösterecektir. Kimi köpek oyuncu olur, kimisi sürüyü çekip çevirir, kimisi vurulan avı bulur, getirir, kimisi arazinin bekçiliğini yapar, kimini ise anahtarlık niyetine her yere taşırsınız. Tamam abarttım kızmayın :)

 

Yanımızdan hızla geçen araçlara karşı bir öfke duyarız değil mi? Köpeklerde de buna benzer bir durum var. Ya bisikletlileri bir eğlence , bir tehlike ve ya (iç güdüsel olarak) kaçan ve kovalanması gereken bir av olarak görüyorlar.

Kural 1: Bize doğru hızla koşan bir köpek gördüğümüzde kaçmamalıyız. Kaçtığımız ve hızımızı yükselttiğimiz anda köpek artık her ne düşünüyorsa yaptığı davranışta kendini daha da haklı bulacak ve sizi yakalamak için daha hızlı koşacaktır. Zaten ortalama büyüklükte bir köpek 50km/s hıza çıkabiliyormuş. Ortala bir bisikletçi için de bu sürat düz yolda çıkabileceği en yüksek sürattir. Yokuş aşağı bu değerin üzerine çıkabilmemiz olası. Fakat  köpeğin tekerlek yerine 4 patiten oluşan çekiş sisteminin bozuk zeminlerde önemli bir avantaj sağlayacağını da hesaba katarsak köpekten kaçmanın pek akıllıca bir davranış olmadığını anlarız. Ki bu yüksek hızlarda heyecanında etkisiyle bisiklet ile kaza yapmamız çok olası bir durum…

Kaçmak yerine durduğumuzda köpek şaşıracaktır. ”E ben kovalıyordum, bu neden kaçmadı? Peki şimdi ne yapsam?”. Kendimizi düşünelim. Birisi bizden kaçıyor, biz de kovalıyoruz. Birden kaçan şahıs durdu önce bir afallarız değil mi? Tut ki bu kaçan şahıs bize doğru koşmaya başladı, o afallama ile iç güdüsel olarak kaçmamız çok olası bir durum. Eh erkekliğin 10’da 9’u kaçmaktır demişler. Köpekler de aynen durum bu. Köpek durduğunuzda o da duracak, ona doğru koşmaya başladığınızda kuyruğunu kıstırıp (her harükarda havlayarak) kaçmaya başlayacaktır. Köpek havlasın korkmaya gerek yok. Bu psikolojik savaştır. Sonuçta köpek havlaması ile size fiziksel bir zarar gelmesi mümkün değil.

Kural 2: Köpekle konuşun. Şaka yapmıyorum. Köpek bizim lisanımızı  bilmeyebilir fakat ses tonumuzdan, hal ve tavırlarımızdan ne söylemeye çalıştığımızı, ne yapmak istediğimizi anlayacaklardır. Köpekler akıllı hayvanlardır. Köpekle konuşurken yüksek ses tonu ile net ifadeler kullanın. Yaptığı davranıştan emin olan köpeğe ” NE VAR? , NE OLDU? , BİRŞEY Mİ VARDI BİRADER?, HIRSIZMI SANDIN HA? ” gibi köpeğin davranışının doğru olmadığını belirten kelimeler, köpeğin size olan tavrını büyük oranda değiştirecektir. Ola ki köpek daha cürretkar bir tavır içerisinde ve saldırıyorsa bu sefer kullanacağımız kelimeler daha kızdığımızı belli eden azarlar ifadeler kullanmalıyız. Kısaca patronun biz olduğunu kanıtlamalıyız :) Kesinlikle haykırarak, bağırarak konuşmamalıyız. Bu bizim acizliğimizi gösterir ve köpeğin saldırgan tavrını engellemez.

Köpekten korkmamalısınız. İnsanın korktuğunda salgıladığı hormonlar köpekler tarafından hissedilebiliyormuş. Evet korkmamak, duyguları saklamak, fobilerin üstesinden gelmek kolay değil, bunu iyi bilirim. Fakat en azından korktuğumuzu belli etmesek kafi…

Kural 3: Köpeğin davranışlarını gözlemleyin. Standarttır herkes bilir, köpek kuyruk sallıyorsa oyun istiyordur sorun yok. Yukarıda da bahsettim köpeklerin belirli mantıkları vardır. Siz yürümeye başlayınca o da belirli bir çizgide avlayarak sizi takip edecektir. Yani köpek sınırını koruyor.

Köpeğin gözlerinin içine bakmayın derler. Gerçeklik payı var. Bana havlayan köpeğin suratına bile bakmadan, onu umursamadan yoluma devam ettiğimde köpek umursanmadığını anlayınca bir süre takip edecek fakat havlamayı kesecektir. Yalnız köpeğe bakmasanız bile hareketlerini takip edin, ne olur ne olmaz…

Bir köpek ile karşılaşabileceğimiz durumları değerlendirelim.

Yol kenarı:

Muhtemelen yakın civarda sahibinin arsası, evi, hayvanları ya da ta kendisi (kısaca sorumluluk alanı) vardır. Köpeğin ana amacı sorumluluk alanını korumak. Bizim amacımız ise yolumuza devam etmek. Dönen tekerlekler köpeklerin dikkatini çeker. Bu yüzden özellikle bisikletli iken köpeklerle muhatap olma ihtimalimiz çok daha yüksektir. Böyle bir durumda bisiklet ile hızlanıp kaçmak, köpeğin bizi kovalamasına neden olacaktır. Bu bir hatadır. O kovaladıkça siz kaçacaksınız, siz kaçtıkça o kovalayacak. O heyecan ile normalde yapmayacağınız bir atraksiyona girip kaza yapmanız çok olası bir durum. Kaçmak yerine bisikletten inmek ve bisikleti köpek ile kendi aramıza alacak şekilde  köpeğin sorumluluk sahasından çıkıncaya kadar yürümek en doğrusudur.Böylelikle köpek size saldırmaya çalışsa dahi aranızda set oluşturan bisiklet buna engel olacaktır.


Köpeklerle pek bi samimiyimdir :) ile bisikletcanavari

Açık arazi:

Muhtemelen bisikletli değilsinizdir. Köpek size havlıyor ise yine bölgesine giriş yapıyor olabilirsiniz. Köpeğin bulunduğu yer yolunuz üzerinde ise geniş bir yay çizerek köpeğin bulunduğu alandan uzaklaşarak yolunuza devam etmenizi öneririm. Bunu yaparken yukarıda belirttiğim davranışlar bu durum içinde geçerlidir.

Köpek bulunan bahçelerde:

Bana göre en tehlikeli durumlardan birisi. Köpeğin sorumluluk sahası içinde olduğunuz için mutlaka çok daha cüretkar ve hırçın bir tavır izleyecektir. Mümkün ise bahçeden çıkın ve bir şekilde köpek sahibi ile irtibata geçin. Köpek sahibi tarafından bağlandıktan ya da uyarıldıktan sonra bahçeye sahibi ile beraber girin.

Bağlı bir köpeği severken çok dikkatli olun. Köpek size kuyruk sallasa ve oyun oynamak için çeşitli hareketler yapsa dahi bir anda huyu değişip size saldırabilir. Bağlı bir köpek sanki zincirini koparsa sizi parçalayacakmış gibi hırçın hareketler sergilerken bağını çözdüğünüzde muhtemelen hiçbir şey olmamış gibi ortalıkta aylak aylak dolanacaktır. Garanti vermiyorum sadece köpeğin bağlı olduğunda çok daha hassas ve sinirli olabileceğini belirtmeye çalıştım.

Bir de bahçede ya da ev yakınında birden fazla köpek olan durumlar vardır. Genelde siz ilk poposu yere yakın olan küçük köpekle karşılaşırsınız. Elbette bu anahtarlık boyutlarında olan köpekten korkmazsınız fakat boyundan büyük ses çıkaran bu köpek aslında bir alarm niteliğindedir. Birkaç saniye sonra bakmışsınız ki çok daha büyük bir köpek belirmiş. Kısaca tüm halt o küçük köpeğin altından çıkıyor. O köpek havlamasa büyük köpek sizi görse dahi size bulaşmayacaktır. Fakat o küçük serserinin havlamama olasılığı pek düşüktür. Yapacak bir şey yok yukarıdaki yazdıklarımı uygulayacaksınız…

Kamp çevresinde:

Kamp çevresine gelmiş bir köpekten zarar gelmez. Ortalıkta neler döndüğünü çözmeye çalışıyordur ve sizin yediklerinizden nasiplenmeyi hedefliyordur. Siz de korkmayın besleyin keratayı :)

Birden çok köpekle karşılaştığınızda:

Bazen sürü halinde dolaşan köpekler daha organize bir şekilde saldırmaya çalışabiliyorlar. Köpeklerin sizi çevrelemelerine izin vermeyin. Geriye doğru hareket ederek sürekli sürünün tamamını önünüzde tutmaya çalışın. Grup halinde dolaşan köpekler hep birlikte saldırmazlar. Hep beraber havlarlar fakat gruptan cesaret alanlar teker teker saldırırlar. Bu esnada gerek bisikletinizi kullanarak, gerekse etrafta bulacağınız taş, sopa ile köpeğin gösterdiği saldırganlığı durduracak şekilde kendinizi savunmalısınız. Köpeklerin en hassas yerleri burunlarıdır. Köpeğin burnuna sopa ile okkalı bir vuruş yaptığınızda köpeğin saldırgan tavrından cayması için yeterli olacaktır.Topluca saldıran köpekler bilin ki tek başlarına size saldıracak güçte olmadıklarını bildiklerinden sürüden güç ve cesaret alırlar. Eğer sürüden size teker teker saldıran köpekleri saldırdıklarına pişman edecek kadar canlarını yakarsanız muhtemelen sürünün morali kısa sürede bozulup sizinle uğraşmayı bırakacaklardır. Tabii her zaman kendinizden emin tavrılar sergilemek ve bu biçimde köpeklerle konuşmak esastır. Köpek alanını koruyorsa yüksek sesle ve kendinizden emin bir üslup, fiiliyatta saldırı var ise ona kızdığınızı belli eden, yanlış bir iş yaptığını anlatan bir üslup takınmalısınız.

Bu tip sürü halinde dolaşan köpeklere gece sokaklarda ya da şehir, kasaba ya da köy çöplüklerinde rastlarsınız. Bana göre yine kötü bir niyetleri yoktur, genelde korktukları için saldırırlar.

Bisikletle Gezen Adamın Önünü Kesen Köpekler |izlesene.com

Bu video en uclarından güzel bir örnek…

Bir de köpekleri türlerine göre ayıralım.

Bulldog, Rottweiler v.b. köpekler ile Türkiye içinde kırsal alanda karşılaşmanız pek mümkün değil. Açıkçası bu köpekler hakkında pek bilgim yok fakat yine de çok yakın durmamak lazım.

Sivas kangalı, çoban köpeği v.b. Bu tip köpekler genellikle sürüyü, mahalleyi, muhiti korumayı amaç edinmiş köpeklerdir. Sürüye veya bulundukları bölgeye gerekmedikçe girmemeye, yanından geçip gitmeye özen göstermeliyiz. Bol bol çoban köpeği ile karşılaştım fakat gerçek bir kangal köpeği ile daha karşılaşmadım. Anlatılanlara bakacak olursak sahibi yanında yokken karşılaşmayı pek de isteyeceğimi sanmıyorum :)

Golden, dalmaçyalı, av köpeği v.s. bunlardan size zarar gelmez. En fazla havlarlar. Onların da canını sıkmadan yolunuza devam edin.

Kaniş, terrier gibi küçük sevimli köpeklere dikkat etmek lazım. Sevimli oldukları kadar zaman zaman hırçın ve saldırgan olabiliyorlar. Karşılaşmadan ziyade, sevmek için yaklaşırken dikkatli olun. Ortalığı velveleye verip elinizde diş izi bırakabilirler :) Ne demişler poposu yere yakın olandan korkacaksın :)

Tut ki bir köpek saldırısına uğradık? Olmasını isteyeceğimiz en son şey tabiî ki de bu olur. Öncelikle elimizde her ne var ise onu kullanarak kendimizi köpeğe karşı savunmalıyız. Bu elimizdeki bisiklet olabilir, çevreden bulabileceğimiz sağlam bir odun parçası olabilir, caydırıcı nitetlikte canını acıtabilecek taş olur, kendinize güveniyorsanız tekme ile, artık kendinizi her nasıl savunacaksanız… Tekrardan köpeklerin en hassas olan bölgelerinin burunları olduğunu hatırlatalım. Ben de doğa ve hayvan severim ve hayvanlara zarar verilmesine sonuna kadar karşıyım fakat ortada bir yaşam mücadelesi varsa  öncelikli olan kendi canımdır ve canımı korumak için elimden ne geliyorsa yaparım. Yanımda her daim biber gazı taşırım. Köpeklerde pek etkili olmadığını duydum fakat bela olmaya çalışan insanlar için etkili olacağından kuşkum yok… Çok şükür şimdiye kadar hiç kullanmam gerekmedi. Umarım hiç gerekmez.

 

Aşağıda belirteceğim bir kaç maddenin kullanılmasına pek gerek görmüyorum. Yine de aklınızda bulunsun. Bir gün işinize yarayabilir.

Size havlayan köpekleri beslemek belki köpeklerin yumuşamasına ve yolunuza devam edebilecek ortamın sağlanmasına vesile olabilir.

Kamplarda köpeklerden ziyade daha iri ve vahşi hayvanları kamptan uzak tutmak için av malzemeleri satan yerlerden edineceğiniz torpil ile vahşi hayvanları kamp çevresinden uzak tutabilirsiniz. Torpiller bir av tüfeğinden çok daha fazla ses çıkarabilir.

Son olarak köpeklerden çok insanlardan korkmanızı öneririm. Bir köpeğin size havlarken, yolunuza çıkarken bir amacı vardır. Durduk yere size saldırmaz. Fakat bir insan keyfi olarak size zarar vermeye kalkışabilir…

Bir de köpekleri caydırmak için insan kulağının duyamayacağı fakat köpekleri rahatsız edebilen frekansta ses veren elektronik cihazlar var. Elektronik cihazlara bayılan birisi olarak böyle bir şeye ihtiyaç duymadım ve yukarıdaki teknikleri uyguladığınızda bu cihaza nazaran çok daha başarılı sonuçlar alacağınıza eminim.

Yukarıdaki yazdığım bilgilerin büyük bölümü kendi bilgi ve edindiğim tecrübeler doğrultusunda yazılmıştır. Yazılanları uyguladığınızda kesin başarı elde edebileceğinizi garantileyemem. Hatta başınıza gelebilecek tüm olumsuz durumlara karşı da kendimi sorumlu tutamam haberiniz olsun :)

Köpeklerle sorun yaşamamanız dileğiyle. İyi keşifler !

Ek kaynaklar:

http://www.mtbtr.com/gezi_yayin/yayin.asp?kayitno=221

http://www.konsept.com.tr/serbestdusme/yasam/spor/bisiklet/kopek.htm

 

  • ozan

    köpek kaçırmaya yaradığı söylenen elektronik cihazlar, saldırı halindeki köpeği daha fazla sinirlendirmeye yarıyor. bir köpek ne kadar sinirliyse o kadar tehlikelidir. saldırı kaçınılmazsa ve elimizde köpeğin ısıracağı onu aldatıp kendimizi koruyabileceğimiz bir şey yoksa yani artık hayati tehlike varsa kol feda edilmeli. tekme atmak daha kötü sonuçlar doğurabilir, köpek sandığımızdan daha çeviktir ve çenesi çok güçlüdür. tekme atmaya kalktığımızda ayağımızı yada bacağımızı ısırabilir, bu çok daha kötü sonuçlar doğurur.
    uç örnek videosu çok iyi olmuş, genelde en korkunç durum budur (direk saldırı harici)

  • En kötü senaryo için yine de ses cihazlarından bulundurmak lazım bence. Genelde fotoğraf için arazide oluyorum, bir kaç kez işime yaradı. Ancak oldukça ağrı aletler.

  • halil atalay

    bende başımdan geçen bir olayı anlatayım

    bir iftardan soğura bisiklet turuna katılmak için bakırköy de alman bir bisiklet turcusu ile turlarken yolda şoka girmiş bir kedi buldum ben hemen bisiklet ön gidon çantasına koydum ve dernek merkezine doğru yol aldık orada bir hayvan sever kediyi muayene etti ve yavrucağız çok susuz kaldığı için derisi kurumuş dedi hemen tıbbı tedavi gerektiğini söyledi bende kediciği aldığım gibi zeytinburnu hayvan barınağının yolunu tuttum oraya vardığımda ise beni bir sürpriz bekliyordu hayvan barınağında genellikle köpekler olduğu için akşam olması sebebiyle görevli kişide ortalık da yok ben ve kedicik köpekler tarafından etrafımız sarıldı kedi biraz daha rahat çantanın içinde olduğu için bende havlayan köpeklerle baş başa kaldım bağırıyorum ne fayda hiç bir görevli çıkmıyor. baktım kimse geleceği yok geri çekilmeye karar verdim ama etrafında köpekler tarafından iyice sarıldı bende bisiklet de kullandığım farı elime aldım bir sağa bir sola tutarak uzaklaştım oradan geceleri elinizde güçlü bir far var ise işe yarıyor tabi bir de köpekten korktuğunuzu belli etmeyeceksiniz…..

  • Sercan Irmak

    Hemen hepsinde söylediklerinize katılıyorum fakat birden çok sayıda köpekle karşılaştığınızda en iyi sonucu köpek kovucuların vereceğini düşünüyorum. Sopa vs ile vurarak yakacağınız bir canın aksine daha saldırganlaşan bir köpek sürüsü ile karşı karşıya kalabilme tehlikesi olduğu da bir gerçek.


Instagram

Gps Destekli Cihazlar İçin Güneş Patlama Durumu